Wayne Price’ın ABD’nin kuzeydoğusu ile Kanada’nın Quebec ve Toronto bölgelerinde faaliyet göstermiş anarko-komünist örgüt olan NEFAC’ın (Northeastern Federation of Anarcho-Communists) yayın organı The Northeastern Anarchist’te yayımlanmış olan 2002 tarihli yazısı.

Bugün emekçiler arasında, çoğu işçi hâlâ olağan “Amerikan” görüşlerini (kapitalizme destek, iki partili sisteme destek, bir düzeyde ırkçılık, vatanseverlik vb.) sürdürse de, genel bir huzursuzluk ve öfke var. Bu örgütsüz hoşnutsuzluk, sendikaların hiyerarşisinde bir değişikliğe, John Sweeney önderliğinde daha liberal, daha aktif bir bürokrat grubuna doğru bir kaymaya yol açtı. Yeni liderler, üye kaybından endişeli (aidat tabanlarını bile koruyamayan bürokratlar oldukça acınası). ABD içinde ve dışındaki merdiven altı (sweatshop) emeğine karşı çıkmak ve çevreciliği de dahil etmek için üniversite aktivistleriyle (özellikle daha varlıklı kampüslerde) bağlantı kurmayı başardılar.

Ama sendika yetkililerine (sendikaların kendisine değil) ve aynı zamanda kapitalistlere ve Devlete karşı, bilinçli bir işçi radikalleri hareketi gelişecektir. En radikal, en mücadeleci aktivistlerin, daha geniş bir karşı çalışmanın çekirdeği olarak birbirleriyle bağlantı kurması önemlidir. Sendika yetkilileri, en dürüst ve en namuslu olanları bile, işçi örgütlenmeleri içinde kapitalist sınıfın çıkarlarını temsil eden bir kesimdir.

Daha kesin olarak, sendika bürokrasisi işçiler ile kapitalistler arasında denge kurar. İşçiler için bir şeyler elde etmesi gerekir (yoksa işini kaybeder), ama bunun için sınıf çatışmasını sınırlar içinde tutmaya çalışır. Anarşistler sendika yetkililerine sürekli meydan okumalı, eylemlerini aşağıdan eleştirmelidir. Belirli konularda başkalarıyla ellerinden geldiğince birlikte çalışırken, anarşistler aynı zamanda kendi programlarının diğerlerinden farklı olduğunu da açıkça belirtmelidir. Bu program, toplumun tam bir öz-örgütlenmesini savunur. Anarşist militanlar programlarını açıkça ortaya koyarsa, en alt düzeydeki işyeri temsilciliği ya da fabrika komitesi dışında sendika görevlerine nadiren seçilirler. Radikal bir programla yarışan anarşist militan işçiler, en üst düzeydeki reformist sendika patronunu ancak sıradan, geleneksel düşünceli işçilerin tam programlarını ciddiye aldığı çalkantı ve gerginlik dönemlerinde alaşağı edebilir.

Tanınan ve henüz tanınmayan tüm sendikalar için tam bir programın burada ortaya konulması mümkün olmasa da, bazı ilkeler önerilebilir. Bu genel ilkeler arasında mücadelecilik, sendikaların ve işyerinin demokratikleştirilmesi ve dayanışma yer alır.

Mücadelecilik, gerektiğinde sivil itaatsizliğe (yasayı çiğnemeye) hazır olmayı içerir. Tesadüf değildir ki, emeğin en etkili taktiklerinin çoğu ya yasayla yasaklanmıştır ya da mahkemeler tarafından reddedilmiştir. Neredeyse tüm kamu çalışanları için basit grevler bile yasadışıdır ve birçok diğer işçi için sıklıkla mahkeme kararıyla yasaklanır. Bir greve izin verilse bile, bilgilendirme amaçlı grev hattı (piket) izin verilebilir ama grev kırıcıların girmesini önlemek için kitlesel grev hattı yasadışıdır. Mücadele eden bir sendika patronların ürünlerinin boykot edilmesini talep edebilir ama diğer işçileri, ürünleri taşımayı ya da işlemeyi reddetmeye ya da ürünler için gerekli malları getirmeyi reddetmeye örgütlemek yasadışıdır. Bunlar “ikincil” ya da “dayanışma” grevleridir ve diğer patronlara zarar verir (sanki kapitalistler bir grev durumunda birbirlerini desteklemiyormuş gibi). Sözleşme müzakereleri arasında, belirli bir departmandaki yerel şikayetler, mini-grevler ya da fiili grevler yoluyla değil, şikayet tahkimi yoluyla ele alınmalıdır. Grevciler bir fabrikayı grev hattı ile çevreleyebilir ama fabrikayı işgal etmemelidir, çünkü bu sahiplerin özel mülkiyetini ihlal eder. Sanki büyük sanayi sendikaları 1930’larda tam da böyle oturma grevleriyle kurulmamış gibi!

İşyeri işgalleri özellikle etkilidir, çünkü grev kırıcıların içeri getirilmesini önler, makinelerin ya da ofislerin kullanılmasını ya da hatta çıkarılmasını engeller ve kapitalistlerin mekanik mülklerine zarar vermek konusunda isteksiz olmaları nedeniyle şiddeti sınırlar.

Bu yüzden otorite karşıtları, kamu çalışanı grevleri, kitlesel grev hattı, dayanışma grevleri ve özellikle fabrika işgalleri gibi taktikleri teşvik etmelidir. Bunların hiçbiri elbette hafife alınmamalıdır. Devlet ve patronlarla mümkün olan en büyük güç gösterisiyle yüzleşmek için önceden dikkatli bir hazırlık gerektirirler.

Dayanışma grevlerini tartışmak …