2026 ara seçimlerine bir kaç ay kala, ABD siyasetinde bir sosyalist heyula kol geziyor. İki partili Trump ve MAGA Cumhuriyetçilerin popülist sağcılığı karşısında bir dönem bocalayan Demokrat Parti'nin 2024 yenilgisi sonrasında muhalefette yeniden başını kaldırmasında sosyalistlerin rolü giderek belirginleşiyor. New York Belediye Başkanlığını Trump'ın desteklediği Demokrat Partili rakibini yenilgiye uğratarak kazanan Mamdani'nin zaferinden sonra sosyalistlerin başını çektiği, tabanın söz ve kararına dayalı çalışma tarzı gitgide partinin yönünü daha derinden belirlemeye başlıyor.

Toplumsal sorunlar üzerine çarpıcı denemeleriyle tanınan New York Times köşe yazarı, sosyolog ve kültür eleştirmeni Profesör Tressie McMillan Cottom, bu süreci çevirisini sunduğumuz "Sosyalistler halka kulak verdikleri için kazanıyor" başlıklı makalesiyle değerlendiriyor.

Amerikan siyasetinde sosyalist bir canlanmaya mı tanık oluyoruz?

Zohran Mamdani'nin New York Belediye Başkanı seçilmesinden bu yana yapılan siyasi tahlilleri toparladığınızda solculuğun altın çağında yaşadığınıza ya da komünistlerin gelmekte olduğuna inanasınız gelebilir.

Solcu adayların önseçim başarıları

Bu tablo, gün gelip seçim sonuçlarına da yansıyabilir; ama o gün bugün değil. Evet, bu hafta pek çok solcu aday başarılı oldu; Michigan ve Kansas'ta dikkat çekici ön seçim zaferleri kazanıldı, ama yarışı kazananların arasında pek çok ılımlı Demokrat da vardı. Kazanan adaylardan bazılarının kampanya bütçesi oldukça yüksekti. Diğerleri ise son derece büyük bir mali sıkıntıyla başa çıkmak zorundaydı. Ancak içlerindeki en iyiler, Demokratların kazanmak için yalnızca seçmenlerden bağış toplamakla kalmayıp onları örgütlemeleri gerektiğinin idrakinde kampanya yürütenlerdi.

Demokrat Partinin yapısal sorunları

Demokrat Parti derin bir yapısal sorunla karşı karşıya. Bir yanda özlemini duyduğu geçmiş, öte yanda ise henüz kuramadığı bir gelecek var. Şimdilik bunun farkında olan yalnızca partinin ilerici kanadı gibi görünüyor.

Düzen içi Demokrat Partililer, solcu adayların seçilebilirliği konusunda istedikleri kadar gürültü koparsalar da, partinin halletmesi gereken daha büyük meseleleri var. Demokratların seçim gücünün iki kaynağından biri olan işçi hareketi, New Deal'den sonraki on yıllar boyunca işçi sınıfından erkeklerin oylarını güvence altına almış ve kırsal bölgelerde, ABD'nin kuzeydoğusu ile Büyük Göller çevresinde yer alan, 20. Yüzyılın büyük bölümünde ülkenin ağır sanayi merkezi olan, ancak 1970'lerden itibaren hızlı sanayisizleşme yaşayan bölgelere verilen adla Rust Belt'te (Pas Kuşağı) Demokratların ana damarı olarak iş görmüştü. Sivil haklar örgütleri ise, Kennedy’nin öldürülmesinden sonra başa geçen Demokrat Başkan Lyndon B. Johnson’ın Sivil Haklar Yasası'nı imzaladığı günden beri bekleceği şekilde Siyahların oylarını güvence altına alarak Demokratların Güney'de rekabeti sürdürebilmesini sağlamıştı. Uzun yıllar boyunca sıradan Demokrat adaylar, karmaşık siyasal mesajlarını seçmene ulaştırma işini büyük ölçüde bu iki örgütlü toplumsal güce bıraktı.

Demokrat Parti'nin kendi sınırlarına varması

Anlaşılması gereken en önemli şey, peş peşe  60 yıl boyunca biriken ekonomik, hukuksal, siyasal ve kültürel zorlukların sendikalar ve sivil hak gruplarının bu görevi yerine getirmesini artık imkânsız değilse de çok güç kılmış olması.

Özellikle siyah sivil haklar örgütleri uzun zamandır Demokrat Parti'nin örgütlenmesi  için büyük çaba gösteriyor. Sadece sandığa gitmekle kalmıyor, seçmen yetiştiriyor, ulusal platformları yerel mesajlarla dönüştürüyor ve adaylarla çalışanları eğitiyor. Demokrat Parti'nin seçim makinesini ayakta tutanlar, kiliselerde ışıkları söndürmeyenler, minibüsleri kullanan, mahalle mahalle dolaşan, mitinglere katılan ve seçim günü seçmeni güvenle sandığa taşıyanlar siyah kadınlardı. Güney'deki siyah örgütçüler, Yüksek Mahkeme tarafından Oy Hakkı Yasası’nın budanmasından sonra Demokratların bir süvari kıtası gibi yardıma koşmasını bekliyordu. Oysa şimdi kendilerini terk edilmiş hissediyorlar. Muhafazakârların savunuculuk ve lobi örgütü Heritage Action ile kampüslerde ve seçim kampanyalarında faaliyet gösteren gençlik ve siyasi aktivizm örgütü Turning Point USA gibi gruplara bakıp, bakıp, "Bizim de böyle kurumlarımız olsaydı" diye hayıflanıyorlar.

Sendikalı işçilerin oranı da rekor düzeyde düşük. Demokratlar işçi sınıfı seçmenlerini geri kazanacak ve Güney'i harekete geçirecek, seçim kazandıracak merkezci bir mesaj bulsalar bile, seçmeni …