"Aydınlığa açık, karanlığa kapalı" sloganıyla 14 Ağustos 2001’de yola çıkan, 3Y’yi (yoksulluk, yolsuzluk, yasaklar) ortadan kaldırma vaadiyle iktidara yürüyen AKP, 25’inci yaşını çeşitli programlarla kutluyor. Ancak partiye ilk harcı koyan kurucu kadrolar ve çeşitli dönemlerde önemli görevler üstlenmiş olanların eleştiri okları da dikkat çekiyor.

Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, Abdüllatif Şener, Hüseyin Çelik, Haşim Kılıç… Hepsi bir dönem Erdoğan’a çok yakın olan fakat daha sonra yolu ayrılan isimler ve bugün eski partilerini eleştiren bir noktadalar.

Partinin ilk Başbakanı ve 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül 2022’de Karar gazetesine verdiği röportajda partinin kuruluş vizyonu ile bugünü arasındaki uçurumu işaret ediyor: "Ak Parti’nin ilk döneminde bütün bürokraside mesleklerinde yetişmiş insanlarla çalıştık. Şimdi sapma görüyorum. Artık önemli makamlarda kariyerinden çok siyasi geçmişi öncelikli insanlar var."

Kendisine yöneltilen sitemlere ise 2020 yılında Ocak Medya’dan Veysi Dündar’a verdiği röportajda ‘kuruluş belgesi’ ile yanıt veriyor: "AK Parti’nin vizyon belgesini yazdım ve hala ona uyuyorum… O belge ne diyorsa ben o rotadayım… AK Parti’nin kurucu ilkelerinden yolunu çeviren ben miyim? Elimdeki 30 km öteyi gösteren dürbün ile baktığımda gördüğüm engeli, engebeyi işaret ettiğim için suçlanmam haksızlık değilse nedir?"

Gül AKP’den koptuğu süreçte yorumlarını hep sınırlı tuttu ve aktif siyasette yer almadı. Ancak bir ay önce Saadet Partisi'nin düzenlediği D-8 zirvesinde Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Fatih Erbakan ve Mahmut Arıkan ile verdiği ortak fotoğraf siyasete dönüp cumhurbaşkanı adayı olabileceği iddialarına yol açmıştı.

Partinin ‘ağabeyi’, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç ise partiden kopmamakta ısrarcı ama “hafızasızlık” ve “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin getirdiği kontrolsüz güçten” son derece rahatsız. Partinin kuruluş yıl dönümü reklamlarında ve tanıtım videolarında geçmişin silinmesine üç gün önce BBC’ye verdiği röportajda isyan ediyor:

"Öyle videolar hazırlıyorlar ki sadece Tayyip Bey var. Tarihi tersine çeviremezsiniz kardeşim. Orada ben de varım, Abdullah Bey de var, Ali Babacan da var. Bu insanlara bakarak AK Parti'yi iktidara getirdiler. Siz bir bütünleşmeyi sağlayacaksanız yola beraber çıktıklarınızı unutmayacaksınız. Yolda bulduklarınızın büyük kısmı duygusal sebeplerle seviyor; o duygular azaldığında sel gider, kum kalır, biz kalırız.”

Arınç, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine ise sert eleştiriler getiriyor:

"Şu anda cumhurbaşkanımız her şeyi yapabilecek güçte ve kudrette. Ama Amerika'da mesela bir büyükelçi atamasını bile Senato'dan geçirmek zorunda. Sistemi düzeltin; ehliyete, liyakate, istişareye önem verin."

AKP’nin ilk 10 yılı ile sonraki döneminin birbirinden farklı olduğunu belirten Arınç, buna karşılık liderin değişmediğine dikkat çekiyor: “11 sene Başbakanlık, 11 seneden fazla Cumhurbaşkanlığı yapıyor, aynı zamanda parti Genel Başkanlığı devam ediyor. Sistem revize edilmeli diye düşünenlerdenim ben.”

AKP’den istifa edip DEVA Partisi’ni kuran Ali Babacan, bugün “AKP ile yeniden iş birliği yapılır mı?” sorusuna Nisan ayında gazetecilerle buluşma etkinliğinde şöyle yanıt veriyor: "Ben AK Parti'nin kurucularından birisiyim. Programında, sözünde, hepsinde benim imzam var. Zaman içerisinde bu kuruluş değerlerinden maalesef uzaklaşıldı. Ehil ve dürüst insanların yerine yanlış insanların devlet kademelerine getirilmesi, kararların istişare edilmeden alınması bizim ayrılık sebeplerimiz. AK Parti’de ve Sayın Erdoğan’da değişim iradesinin zerresini görmüyoruz."

Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ise yine Nisan ayında Ankara'da düzenlenen bir konferansta eleştiri okunu doğrudan sistemin kalbine, "Partili Cumhurbaşkanlığı" modeline atıyor:

"Partili cumhurbaşkanlığı ve bugünkü bize has, 'Türk tipi' başkanlık sistemi bizim felaketimiz olmuştur. Şimdi siz cumhurbaşkanısınız ve bir partiniz var. Muhalefet partisine ağzınıza geleni söylüyorsunuz. O size karşılık verdiği zaman cumhurbaşkanına hakaret etmiş oluyor. Bugün geldiğimiz nokta itibariyle beni de çok rahatsız eden şeyler var. Tayyip Erdoğan'dan sonra AKP'nin yaşama şansı yok."

AKP’yi kapatma davasından kurtaran isim olarak da anılan eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, aynı konferansta yargı ve ifade özgürlüğü üzerindeki vesayete dikkat çekiyor: "2010 Anayasa değişikliği sonrasında ‘Düşünceni içinde tut, sakın dışarı vurma’ anlayışı egemen oldu."

2008 yılında AKP'nin siyasi kaderinin pamuk ipliğine bağlı olduğu …